Son dakika… AK Parti’li Yayman’dan Özgür Özel’e sert tepki: Haddini bilmeli, Cumhurbaşkanımız kırmızı çizgimizdir

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’i eleştiren Yayman, Türkiye’de siyasetin dezenformasyon ve algı operasyonları üzerinden yürütüldüğünü savundu. Özel’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik sözlerine tepki gösteren Yayman, “Bir siyasi dolandırıcı, bir siyasi zübük çıkmış Cumhurbaşkanımıza söz söylüyor. Ya sen kimsin? Bak, net olarak söylüyorum. Sen kimsin? Senin ne haddine Cumhurbaşkanımızın ismini ağzına almak?” ifadelerini kullandı.
“BİR SİYASİ ZÜBÜKLÜK, SİYASİ DOLANDIRICILIK VAR”
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman’ın açıklamaları şöyle;
“Öncelikle bizi izleyen tüm vatandaşlarımıza iyi bir hafta sonu dilerim. Sağlıklı, mutlu pazar günleri dilerim. Gönül isterdi ki bugün pazar günü biraz daha kültürü, sanatı, yaşamı konuşalım ve daha farklı konuları değerlendirelim. Ama Türkiye’de biz siyaseti konuşmaya devam ediyoruz. Çünkü maalesef ama maalesef Türkiye’de siyaset, çamur at izi kalsın anlayışıyla, büyük bir yalan siyasetiyle, yalan rüzgarıyla, büyük bir dezenformasyon kampanyasıyla, büyük bir algı operasyonuyla yapılmaya devam ediyor.
Sayın Ömer Çelik’in sözlerinin üstüne ben söz söyleyecek değilim. Sayın Ömer Çelik Bey çok tecrübeli bir devlet adamı ve siyasetçi. Sayın Özgür Özel’e de bence çok nazik bir biçimde cevaplarını verdi. Sayın Özgür Özel’in durumu şudur. Bir siyasi dolandırıcı, bir siyasi zübük çıkmış Cumhurbaşkanımıza söz söylüyor. Ya sen kimsin? Bak, net olarak söylüyorum. Sen kimsin? Senin ne haddine Cumhurbaşkanımızın ismini ağzına almak? Sen git, para kuleleriyle satın aldığın Cumhuriyet Halk Partisi kurultayının hesabını ver. Sen git, belediyeleri nasıl peşkeş çektiğini ve hangi karanlık organizasyonların içinde olduğunun hesabını kendi partililerine ver.
Bakın, Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyet’le yaşıt olan bir partidir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin içine düştüğü bu durumdan biz çok mutsuzuz. Yani bir parti böyle bir şey olabilir mi? Bir siyasi zübüklük var. Bir siyasi dolandırıcılık var. Bir siyasi sahtekarlık var. Dolayısıyla Özgür Özel haddini bilmeli, hadsizlik yapmamalı.
“CUMHURBAŞKANIMIZ SAYIN RECEP TAYYİP ERDOĞAN BİZİM KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR”
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan bizim kırmızı çizgimizdir. Milletimizin kırmızı çizgisidir. Cumhurbaşkanımız hakkında kim hadsiz bir laf söylerse misliyle cevabını alır. Biz de veririz. Gönül ister ki biz böyle konuşmayalım. Sayın Özgür Özel kendi resmine bir aynada baksın. Ne söylemiş, ne yapmış, nereden nereye gelmiş? Dolayısıyla burada Sayın Cumhurbaşkanımızın tavrı nettir.
“MUHALEFET SORUNU ARTIK BİR MİLLÎ GÜVENLİK SORUNUNA DÖNÜŞMÜŞ DURUMDA”
Şunu söyleyeyim. Büyükler der ki akıl kıt olunca, akıl az olunca dil ve üslup çirkin olurmuş. Sayın Özgür Özel’in durumu tam bu. Aklı yok. Siyasi zekâsı yok ve dolayısıyla tek siyaseti, tek icraatı Cumhurbaşkanımıza hakaret etmek, AK Parti’ye saldırmak. Bunun üzerinden bir siyaset yaptığını düşünüyorum. Hâlbuki siyaset böyle bir şey değil. Siyaset, icraatları konuşmaktır. Siyaset, projeyi konuşmaktır. Siyaset, sokağın gündemini konuşmaktır. Ama Cumhuriyet Halk Partisi ve Yeni Parti, son 25 yılda sadece AK Parti düşmanlığı, Tayyip Erdoğan düşmanlığı yapmak suretiyle bunu siyaset olarak görüyorlar. Biz bu duruma üzülüyoruz. Yani bizim rakibimiz olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin, Yeni Parti’nin bu durumda olmasından üzülüyoruz. İsteriz ki daha güçlü bir muhalefet olsun. Hani Cumhurbaşkanımız söylüyor ya, biz 25 yılda çok büyük hizmetler yaptık. O icraatları anlatacak değilim. Ama Türkiye’deki en büyük eksik, bir muhalefet sorunu var. Ve muhalefet sorunu artık bir millî güvenlik sorununa dönüşmüş durumda.
Yeni Parti’yi Özgür Özel değil, yapay zekâ yönetse bence çok daha doğru yönetecek. Özgür Özel bıraksın, grup toplantılarında yapay zekâ robotu yapsın ki belki Türkiye için, milletimiz için daha doğru sözler söyleyecek, daha iyi hizmetleri anlatacak. Ben vatandaşlarımıza soruyorum. Gerçekten Yeni Parti’nin Türkiye ile ilgili bir projesini biliyor muyuz? Mesela nükleer santralle ilgili bir projelerini biliyor muyuz? Bilmiyoruz, karşılar. Otoyollara karşılar, şehir hastanelerine karşılar, otobanlara karşılar, duble yollara karşılar. Çanakkale Köprüsü’ne karşılar. Dolayısıyla maalesef ama maalesef buna ben muhalefetin sefaleti diyorum.
Tekrar söylüyorum. Özgür Özel, sen kimsin? Haddini bil. Hadsizlik yapma. Tayyip Erdoğan’a laf söylemek senin haddinde de değil, anlayışında da değil. Sen git para kuleleriyle uğraş. Gece yarısı farklı görüntüler veren insanlarınla ilgili bir öz eleştiri ver. Ya, çok ayan beyan ortada. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı’nın ifadeleri var. Buna ilişkin bir açıklaması var mı? Uşak Belediye Başkanı’nın Sayın Özel’le ilgili açıklamaları var. Buna ilişkin bir değerlendirmesi var mı? Yok. Sayın Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal Hanımefendi’nin Özgür Özel ile ilgili söyledikleri var. Gece yarısı atılan mesajlar var. Bunlar ortadayken dünya lideri, sadece Türkiye’nin değil, dünyanın lideri olan, Türkiye’nin markası değil, dünyanın markası olan Recep Tayyip Erdoğan’a söz söylemek senin haddine değil, senin yaklaşımın değil. Sen git başka işlerle uğraş.
Türkiye’de muhalefetin bu sefaleti Türkiye için bir millî güvenlik sorunudur, ulusal güvenlik sorunudur. Biz AK Parti olarak Allah’a şükür rahatız. Cumhurbaşkanımız ilk gün söylemiş. “Nefsine yenik düşenler, bir hatanın içine düşenler, biz bunlarla yolumuzu ayırırız. Bu süreçten güçlenerek çıkarız ve yolumuza devam ederiz.” demiştir. Anadolu’da söylenen bir söz vardır. Oyun, düğün Türkiye üzerine. Oyun, düğün Tayyip Erdoğan üzerine. Biz AK Parti’yiz. Biz krizlerle mücadele ederek bu noktaya gelmişiz.
“SAYINTAYYİP ERDOĞAN’IN ADAYLIĞINI ENGELLEMEK İÇİN HER ŞEYİ YAPIYORLAR”
Bakın, en sonundan başlayayım. Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı seçimleri hep sorunlu olmuştur. Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatından sonra Cumhurbaşkanlığı seçimleri hep bir kriz sebebidir. Ya darbe olmuştur ya darbeye vesile olmuştur ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri hep problemlidir. Şimdi tekrar Türkiye seçim atmosferine giriyor ve dolayısıyla Tayyip Erdoğan’ın önünü kesmek, Tayyip Erdoğan’ın adaylığını engellemek için her şeyi yapıyorlar. Bu burada dursun. Esas mesele, Tayyip Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanımızın adaylığını engellemektir. Burada bir siyasi obstrüksiyon vardır. Siyasi engelleme vardır.
Şimdi biz AK Parti’yiz. Allah’a çok şükür ki tarihin doğru tarafındayız. AK Parti ile ilgili, siyaseti ile ilgili herkesin tavrı nettir. Hiç kimse AK Parti’den büyük değildir. Hiç kimse Türkiye’den büyük değildir. Hiç kimse Recep Tayyip Erdoğan’dan büyük değildir. Dolayısıyla bu konuda bizim duruşumuz nettir. Bizim tavrımız nettir. Nefsine yenik düşen, hatanın içinde olan veya farklı tavırlar içerisine giren, bu fon meselesi olur, başka bir mesele olur. AK Parti’nin bu konulardaki siyasi sicili ana sütü gibi aktır. Çünkü AK Parti 25 yıldır iktidardadır. Eğer majör bir problem olsaydı zaten milletimiz, 86 milyon, AK Parti’yi tekrar iktidara getirmezdi.
Siyasi krizlerle nasıl mücadele ettik biz? Bakın, ben deprem bölgesinin bir milletvekiliyim. Deprem bölgesinin çocuğuyum. 11 ilde 14 milyon insanı etkileyen bir deprem oldu. Ve muhalefet şunu söyledi. O günkü CHP, “Deprem oldu, Tayyip Erdoğan bunun altında kalacak. Altından kalkamayacak.” dediler. Bugün geldiğimiz noktada Cumhurbaşkanımızın liderliğinde tüm deprem bölgesinde 455 bin konutu yaptık ve teslim ettik. Deprem, Cumhurbaşkanımızı Allah’a çok şükür yıkamadı ve yeniden Türkiye’yi ayağa kaldırdı. Hemen sonrasında, öncesinde 15 Temmuz hain FETÖ’cü darbe girişimi oldu. Tanklar hareket etti. F-16’lar uçtu ve Cumhurbaşkanımıza saldırdılar. Türkiye’ye darbe yaptılar. Türkiye’yi bir iç savaşa sürüklemek istiyorlardı. Ama milletimiz Tayyip Erdoğan’a sahip çıktı ve Cumhurbaşkanımız bu krizi de güçlenerek atlattı. Ne yaptı? Millete gitti. Pandemi salgını oldu. Tüm dünyada üretim bantları durdu. Lojistik zincirleri durdu. Ama buna rağmen biz aldığımız tedbirlerle pandemiyi başarıyla yendik. Onun öncesinde Gezi Parkı olayları oldu. Olaylar birkaç çevre hassasiyetiyle başladı ama hükümeti devirme operasyonuna, kumpasına dönüştü. Bununla biz mücadele ettik. Parti kapatma davası açıldı. Biz parti kapatma davasını savuşturarak, parti kapatma meselesinde hukukun, yasaların, ahlakın çerçevesinde durarak… Halbuki biliyorsunuz, Anayasa Mahkemesi’nde 5’e 4 kararı çıktı. Normal şartlar altında AK Parti’nin kapatılması kararı çıktı. Ama nitelikli çoğunluk arandığı için AK Parti kapatılamadı. 27 Nisan e-muhtırası oldu. Bu darbe muhtırasına karşı Cumhurbaşkanımız çıktı, demokrasi manifestosuyla cevap verdi. Yine 367 krizi oldu. Ve yine Türkiye’de Ayışığı, Balyoz ve pek çok darbe teşebbüsleri oldu. Dolayısıyla hafıza çok önemlidir, bellek çok önemlidir. AK Parti’nin 25 yıllık hafızası, krizlerle büyüyerek bu noktaya gelmiştir. Biz hep tarihin doğru tarafında yer aldık.
“PARTİMİZDE KENDİNİ VAZGEÇİLMEZ SANAN İNSANLAR VARDI, GİTTİLER PARTİ KURDULAR, TABELA PARTİSİ OLMANIN ÖTESİNE GİDEMEDİLER”
Bugün de tarihin doğru tarafındayız. Sadece fon meselesinde değil, Terörsüz Türkiye meselesinde de tarihin doğru tarafındayız. Rusya-Ukrayna Savaşı’nda da tarihin doğru tarafındayız. Emeklilerin sorununu çözme meselesinde de, dar gelirlilerin sorununu çözme meselesinde de, Türkiye’nin ekonomik olarak çağ atlamasını sağlama meselesinde de, Türkiye’de temel hak ve hürriyetler ve reformlar meselesinde de biz tarihin doğru tarafındayız. Hatamız varsa düzeltiriz. Eksiğimiz varsa düzeltiriz. Biz muhafazakâr siyasetin içerisinde, süreklilik içinde değişimi savunan, gelişim içerisinde değişimi birlikte yöneten bir partiyiz. Bizim partimizde kendini vazgeçilmez sanan insanlar vardı. En önemli görevlere geldiler. Sonra Cumhurbaşkanımızı beğenmediler, gittiler parti kurdular. Onların tabela partisi olmanın ötesine gidemediler. Dolayısıyla biz krizleri milletimizle, demokratik sistem içerisinde ve demokrasiyi güçlendirerek aşmış bir hareketiz. Dolayısıyla buradaki temel mesele, Cumhurbaşkanımızın adaylığına engel olmaktır. Cumhurbaşkanımızın önünü kesmeye çalışmaktır. Dün olduğu gibi bugün de biz buna müsaade etmeyeceğiz. Çünkü Recep Tayyip Erdoğan bizim kırmızı çizgimizdir.Recep Tayyip Erdoğan’ın kaderi Türkiye ile özdeştir.
HANGİ ÜLKELER ‘ERDOĞAN OLMASIN’ İSTER?
Bakın efendim, şimdi burada geçmişe çok gitmeye gerek yok. Cumhurbaşkanımız çok yakın sürede Birleşmiş Milletler zirvesine katıldı. Birleşmiş Milletler zirvesinde dünya liderleri en çok kimle görüşmek istedi? Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmek istedi. Başkan Trump’tan pek çok dünya lideri, Cumhurbaşkanımızla birkaç dakika dahi olsa görüşmek için randevu talep etti. Onunla beraber fotoğraf vermek onlar için çok büyük. Şimdi daha önce NATO zirvesi oldu ve burada da yine Türkiye merkezdeydi. Şimdi Cumhurbaşkanımız Birleşmiş Milletler kürsüsünden tüm dünyaya, tüm dünyanın gözünün içine bakarak neyi söyledi? Dedi ki, “Daha adil bir dünya mümkündür.” Bu Birleşmiş Milletler sistemi tüm dünyanın barışını dinamitlemektedir. “Dünya beşten büyüktür.” İsrail, Siyonizm, Yahudi Siyonizmi bölgemizi ateş topuna çevirmek istemektedir. “Netanyahu katildir.” dedi. Dolayısıyla şimdi Netanyahu’nun en çok demeç verdiği ülke kim? Türkiye. En çok aleyhine konuştuğu lider kim? Recep Tayyip Erdoğan. Demek ki İsrail, Türkiye’nin büyümesini, Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde çağ atlamasını istemiyor. Bu çok net.
Onun dışında, diğer taraftan bölgemizde Türkiye ile ilgili hesabı olan insanlar, Türkiye ile ilgili bir planı olan insanlar, Türkiye’nin büyümesinden, gelişmesinden, kendi ayakları üstünde küresel bir güç hâline gelmesinden rahatsız olan ülkeler var. Bunlardan bir tanesi işte İsrail, bir tanesi Yunanistan. Diğerlerini saymamıza gerek yok. Ama zaten vatandaşlarımız çok arif insanlardır, bunları biliyorlar. Ama şu eşkal çok net. İsrail ve Yunanistan, Türkiye’nin kendi bölgesinde bir güç olmasını ve Türkiye’nin merkez ülke olmasını hazmedememektedir. Hâlbuki Türkiye’nin tavrı nettir. Türkiye’nin hiç kimsenin toprağında gözü yoktur. Türkiye her zaman barışı savunmaktadır. Bölgesel iş birliğini savunmaktadır ve bölgesel refahı, kalkınmayı savunmaktadır. Dolayısıyla burada Türkiye karşıtları bugün yoktur, dün de vardır. Mesele Tayyip Erdoğan meselesi değildir. Mesele büyüyen, gelişen Türkiye meselesidir. Türkiye’nin bölgede düzen koyan ülke hâline gelmesini istememektedirler. Aynı senaryolar rahmetli Erbakan Hoca’ya yapılmıştır. Aynı senaryolar rahmetli Turgut Özal’a yapılmıştır. Aynı kumpaslar rahmetli Adnan Menderes’e yapılmıştır. Dolayısıyla biz, tecrübeli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak hedefin Türkiye olduğunu, Türkiye’nin kalkınması olduğunu, Türkiye’nin gelişmesi olduğunu çok net biçimde görüyoruz.
Maalesef ama maalesef içimizdeki bir takım iş birlikçiler, gerçek resmi görmeyenler, büyük resmi göremeyenler ve bizim bu söylemimiz karşısında “Hep dış güçlere referans veriyorlar.” diyenler bulunmaktadır. Doğru, dış güçlere referans veriyoruz ama bu bir pratikten kaynaklanmaktadır. Yani Türkiye’deki 6-7 Eylül olayları, 1957’de Demokrat Parti zamanında nasıl olmuştur? Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahalesine karşı çıkanlar kimlerdir? Türkiye’deki darbeler, bunlar artık açık kaynaklarda çok bilinmektedir. Yani Türkiye’deki her darbe doğrudan dış güçlerin tezgâhıdır. Gladio’nun tezgâhıdır ve Türkiye’nin ileri gitmesine engel olmaktır.
Daha geriye gideyim.



Yorum gönder