Dakikada 200 litre suyu yutan ‘Sünger beton’a talep yok!

Dakikada 200 litre suyu yutan ‘Sünger beton’a talep yok!

Dakikada 200 litre suyu yutan ‘Sünger beton’a talep yok!

İstanbul’daki sel felaketnin ardından Milliyet’in gündeme getirdiği sünger şehir uygulamaları ilgi çekti. Yağmur suyunu alt katmanlara geçiren beton uygulamaları da doğru drenaj alt yapısıyla taşkın riskini azaltarak sünger şehirlerin önemli bir parçasını oluşturuyor. Ancak normal betondan yüzde 30 ila yüzde 50 daha pahalı olan uygulamaya Türkiye’de henüz talep yok.

Artımage Beton yetkilisi Aytekin Üstünsoy, geçirimli betonun özelliklerini, normal betondan farkını ve uygulama için gereken koşulları anlattı.

Suyun toplanacağı alan yapılmalı

Üstünsoy, “Geçirimli betonun temel özelliği, suyu yüzeyinde tutmaması. Doğru şekilde uygulandığında yağmur suyu yüzeyde birikmiyor; betonun içinden aşağıya geçiyor. Böylece yollarda ve açık alanlarda su birikintileri oluşmuyor. Bu, suyun yüzeyde akıp birikmesini azaltarak sel ve taşkın riskinin önlenmesine katkı sağlayabilir. Ancak geçirimli beton tek başına yeterli değil. Suyun betonun altına geçmesiyle iş bitmiyor, oradan nereye gideceğinin de planlanması gerekiyor. Drenaj sistemi, yağmur suyu hatları ve suyun toplanacağı alanlar doğru yapılmalı. Altyapı yetersizse su aşağıya geçse bile tahliye edilemez. Bu nedenle geçirimli betonla birlikte altyapının da uygun biçimde hazırlanması şart” dedi.

Su yeniden kullanılabiliyor

Geçirimli betonun Avrupa ve ABDE’de uzun yıllar özellikle AVM’lerde, halka açık alanlarda ve yürüyüş yollarında kullanıldığını ve uygulamanın suyun yeniden değerlendirilmesine de imkân sağladığını vurgulayan Üstünsoy, şu bilgileri verdi:

“Avrupa’da bazı kentlerde geçirimli betondan süzülen yağmur suyu yer altındaki depolarda toplanıyor. Daha sonra peyzaj alanlarının sulanmasında kullanılıyor. Geçirimli beton, doğru alt yapıyla birlikte planlandığında suyu yüzeyden uzaklaştırmanın yanı sıra yeniden kullanımını da sağlayabiliyor.

‘Genelde kum olmaz’

Normal betonun ana malzemeleri mıcır, kum ve çimentodur. Geçirimli beton ise çoğunlukla kum kullanılmadan, temel olarak mıcır ve çimentoyla hazırlanır. Bu karışımda suyun geçebileceği boşluklar bulunur” dedi.

‘Türkiye’de bilinirliği düşük’

Türkiye’de geçirimli betona yönelik bilinirliğin düşük olduğunu söyleyen Üstünsoy, firmalarına bugüne kadar bu uygulama için talep gelmediğini belirterek, “Talep olursa üretimini ve uygulamasını yapabiliriz. Fakat öncelikle bu yöntemin bilinmesi, doğru planlanması ve alt yapısının hazırlanması gerekiyor” diye konuştu.

Kamu yatırımlarında asfalt ve kilitli parke gibi belirli aralıklarla yenilenen uygulamaların daha sık tercih edildiğini belirten Üstünsoy, geçirimli beton gibi tek seferde yapılan ve uzun süre kullanılan uygulamalara yeterince ilgi gösterilmediğini düşündüğünü söyledi.

‘Yüzeyde su birikmez’

TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay “Geçirimli betonun yapısında yüzde 15 ila 25 arasında birbirine bağlı boşluk bulunuyor. Yağmur suyu yüzeyde birikmeden zemine geçebiliyor ve yeraltı sularının beslenmesine katkı sağlıyor” dedi.

Betonun su geçirim kapasitesinin uygulama koşullarına ve alt zeminin özelliklerine göre değiştiğini aktaran Bozay, uygun koşullarda 1 metrekarelik alandan dakikada yaklaşık 200 litre suyun geçebildiğini söyledi.

Geçirimli betonun yüzeyde su birikimini azaltarak yaya ve araç trafiğinin güvenliğine katkı sunabileceğini belirten Bozay, yağmur suyunun yeşil alanlara yönlendirilmesine de olanak sağladığını kaydetti. Araştırmalarda, geçirimli kaplamalara giren yağların yüzde 99’undan fazlasının biyolojik olarak parçalanabildiğinin bildirildiğini de ifade etti.

Geçirimli betonun kaldırımlar, yaya ve bisiklet yolları, otoparklar, yağmur bahçeleri ve spor tesisleri gibi farklı alanlarda kullanılabildiğini belirten Bozay, uygulama öncesinde zemin özellikleri, trafik yükü, yeraltı suyu seviyesi ve suyun tahliye edileceği alt tabakaların kapasitesinin değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Normal betona göre yüzde 30-50 daha pahalı

Geçirimli betonun uygulama tekniğinin normal betondan farklı olduğunu, doğru alt yapı üzerine uygulandığında bazı kaplama malzemelerine göre daha uzun ömürlü olabileceğini vurgulayan Üstünsoy maliyet konusunda da şunları dedi:

“Normal betonun metreküp fiyatı yaklaşık 4 bin 500 ila 5 bin lira arasında değişiyor. On santimetre kalınlığındaki bir uygulamada betonun metrekare maliyeti yaklaşık 500 lira, işçilik bedeli yaklaşık 300 lira olarak hesaplanıyor. Buna göre normal betonun işçilik dâhil metrekare maliyeti yaklaşık 800 lirayı buluyor. Geçirimli betonda ise metreküp fiyatı yaklaşık 7 bin ila 8 bin lira arasında değişiyor. On santimetre kalınlığındaki uygulamada betonun metrekare maliyeti yaklaşık 700 ila 800 lira, işçilik bedeli ise yaklaşık 400 lira olarak belirtiliyor. Bu hesapla geçirimli betonun işçilik dâhil metrekare maliyeti yaklaşık 1.100 ila 1.200 lira seviyesine çıkıyor.”

Üstünsoy, maliyetin uygulama yapılacak alanın büyüklüğüne ve işe göre değişebileceğini, geçirimli betonun metrekare maliyetinin normal betona kıyasla yaklaşık yüzde 30 ila yüzde 50 daha yüksek olabilceğini söyledi.

İstanbul iklimine uygun Ankara’ya değil

Geçirimli betonun her bölgede aynı sonucu vermeyeceğine dikkat çeken Üstünsoy, iklim koşullarının da uygulama öncesinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Betonun boşluklarına giren suyun soğuk havada donup hava ısındığında çözülmesinin zamanla çatlama ve hasara yol açabileceğini belirten Üstünsoy, “Ankara gibi karasal iklimin etkili olduğu yerlerde çok önermiyoruz. İstanbul, Antalya ve İzmir gibi daha ılıman kentlerde ise doğru alt yapı ve uygulamayla kullanılabilir” dedi.

‘Geri dönüşüm avantajı’

Malzemenin geri dönüşüm açısından da avantaj sunduğunu kaydeden Bozay, ince agrega içermeyen yapısı sayesinde inşaat yıkıntı atıklarından elde edilen geri dönüştürülmüş agregaların kullanımına elverişli olduğunu söyledi. Donatısız beton kaplamanın kullanım ömrü sonunda geri dönüştürülüp yeniden değerlendirilebildiğini belirten Bozay, Ankara’da 1 hektarlık geçirimsiz otoparkın yılda yaklaşık 3 bin 600 metreküp suyun şebekeye yük bindirmesine yol açabildiğini, aynı alanın geçirimli betona dönüştürülmesiyle bu suyun yeraltına kazandırılabileceğini veya depolanarak kullanılabileceğini söyledi. Bozay, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre geçirimli betonun malzeme fiyatının C – 30/37 sınıfı geleneksel betona kıyasla yüzde 20 daha düşük olduğunu da sözlerine ekledi.

Yorum gönder